Bayram şekeri

Bayram için son bir gün, bugün. Belki eskiden olduğu gibi arefe günü bayramlıklarımızı baş ucumuzda tutmuyoruz bayram sabahına dek. Belki o rengarenk, kurdeleli, bağcıklı ayakkabılarımızı defalarca deneyip bayram sabahı ilk onlara koşmuyoruz ama bayramı bayram yapan, kıyafetleri bu denli, değerli kılan hayatın renklerine renk katan olan çocuklardır. Evet bizim çocukluğumuzda bayram farklı kutlanırdı ama çocuk hep çocuktur. Çocukluk hiçbir zaman değişmez. Sevginin kocaman hali olan çocukların yaşama enerjisi gülücüklerinden akıyor adeta. Ve bu, bayramlarda daha fazla gösteriyor kendini.

Hatırlıyorum da çocukluğumda bambaşka bir koku olurdu bayramlarda. şimdi o koku var mı pek bilemiyorum. Ama ne zamanki şeker, kına ve kolonya üçlüsünü anımsatan kokular duysam hemen geçmişe giderim.

Aslında biz büyüklerin yaptığı en kötü şeylerden biri de geçmişe özlem duymak diye düşünüyorum. Neden mi? Çünkü çocuklarımız geleceğin sahibi biz ise emanetçileriyiz ve eğer geçmişe özlem duyuyorsak çocuklarımıza doğru bir gelecek bırakmayışımızdandır. Bu nedenle bayramın (ve tabii ki geleceğin) asıl sahibi olan çocuklarımıza bayramın asıl ruhunu aşılamalıyız. Bizim yaşadığımız o heyecanı onların da yaşamalarını sağlamalıyız.

Çocuk çocuk olmalı. Bilgisayara, telefona, tablete, internete bağlı yaşamalarından, bayramı sevinçle karşılamamalarından kendimizi sorumlu tutmalıyız ve onlara bayramı gerçekten bayram tadında nasıl geçireceklerini fiilen göstermeliyiz. Unutmayalım ki çocuklarımız söylediklerimizden çok yaptıklarımızla ilgilenir.

not: İçinizdeki çocuğa bir iyilik yapın ve bugün onu da eğlendirin. Ne kadar çocuk kalırsak o kadar iyilikle kalırız 🙂

Saygı, sevgi ve umutla kalın 🙂