Hayatın anlamı

Hani öğrenciler matematik dersinde sorar ya ‘hocam bu gerçek hayatta ne işimize yarayacak’, diye. Hah, alın bakın hayatın tanımını bile matematik vermiş: Hayat, başlangıç ve bitiş noktası olan tek bilinmeyenli denklemli iki noktadır. Bu iki nokta arasına neleri sığdırabildiğimiz ise hayatın anlamıdır. Nelere öncelik verirsek hayatımızı oluşturan değerler o yönde şekil alır.

İşte burda kilit nokta bence hayatın anlamını bulabilmekte. Peki biz hayatın anlamanı nasıl bulacağız? Aslında zormuş gibi görünse de kolay bir yolu var. Zaman zaman sorarım kendime ‘ ben nelerden hoşlanırım?, yaptığım işlerden mutluluk duyuyor muyum?, yaptığım işi kendi rızamla mı yapıyorum yoksa bunu bana dayatıyorlar mı?’ ve en önemlis i’ var oluş nedenim ne?’ diye. Eğer ki ilk üç dört soruya rahatlıkla cevap verebiliyorsam varoluş nedenimi de bulabilirim.

Eğer anne ve babalarımızın hoşlandığı şeyleri yapıyorsak ve onların yarım kalan hayallerini tamamlamak bizim öceliğimiz olmuşsa size çok kötü bir haberim var, burada hayatın anlamını bulmaktan önce kendi hayatımızın varlığını sorgulamamız gerekiyor diye düşünüyorum. Demem o ki, hayatın anlamı yaşadığınız hayatın sizin hayatınız olduğunu bilmekten geçer. Sonuç olarak bir kere geldiğimiz bu hayatı neden başkalarının kurallarına uyarak yaşayalım ki?

İşte bu çocuklarımız için de geçerli. Onlara lider olmalıyız onların hayatını kontrol eden robotlar değil. Bu bir anne ve baba için tabii ki zor ama sizce de çocukların hayatlarına kendi hayatlarınızı yansıtmak bencillik değil mi? Onların da hayallerinin olduğunu unutmayalım. Hayallerine ulaşmak için çabaladıklarında yanlarında olmalıyız.

Mutsuz bir mühendis olmasındansa mutlu bir ressam olması çok daha iyidir.

Hayatı ertelemeyin. Olduğunuz an bir daha olmayacak ve tadını çıkarın. Belli olmayan bir noktaya doğru giderken gelecek için çırpınırken hayatı kaçırmayın. Uzun lafın kısası, hayatın anlamı aslında kalbimizden geçenlerde.