İnsan ruhunun panzehiri sevgi

Bir filmde görmüştüm, hiçbir çocuğun kan bağına gerek kalmadan sevilebileceğini…
Belki de bizi bize anlattığı için bu kadar sevmiştim. Ve buradan çıkarmamız gereken mesaj, sadece sevmek, hiçbir kural gözetmeden sevmek…

En büyük açlığımız bu, bizim. Biz tadını çıkara çıkara, doya doya birini, bir çocuğu ve hayatı sevemiyoruz. Her şeyi hızlı tükettiğimiz gibi sevgiyi de hızlı tüketiyoruz. Aslında sevgi, tüketilmesi gereken en güzel besin değil miydi? Birine karşı tebessüm edişinizde karşı tarafın size kocaman gülümsemesi değil midir, sevgiden dolayı yaşanılan doyum?

Sevmek aynı zamanda hiçbir şeye, hiçbir harcamaya gerek duymayan bir olgudur ki onun için sahip olunması gereken tek şey içine tüm dünyaları(hayatları) sığdırabilecek bir kalp…

Sevgi bu kadar yakınımızdayken, küçük bir dokunuşla bir parçası olmalıyız. Hayatı, hayattakileri, engelleri, olumsuzlukları, hayata anlam katanları, hayatın içinde var olanları ve en önemlisi çocukları sevmeliyiz kan bağına gereksinim duymadan. Çünkü bir çocuğun saçlarını okşamak için onun ailemizin bir parçası olup olmamasının bir önemi yok.

Demem o ki ÇOCUKLARI sevin. Sevin ki sevilin… Sevin ki yaşama dair korkularınız yok olsun…

%d blogcu bunu beğendi: